ORDA BİR ''BOLİVYA'' VAR UZAKTA; Hüzünlü Topraklara Yolculuk
ORDA BİR ''BOLİVYA'' VAR UZAKTA; Hüzünlü Topraklara Yolculuk
Peru-Bolivya seyahatimizin 2 gününü Bolivya'da geçireceğiz. Bu amaçla Peru- Bolivya sınırını geçip önce İnkaların sonrasında İspanyolların zaptettiği bu topraklarda geçmişin izlerini bulmaya çalışacağız. İspanyol boyunduruğundan kurtulsa da bu toprakların hüznü hiç bltmemiş. Sürekli darbe ve savaşlarla boğuşan Bolivya halkının özgürlüğü için1966 yılında Arjantinli varlıklı bir ailenin oğlu olan Che Guavera ‘nın, Küba'dan sonra Siena dağlarında çarpıştığı ve ne yazık ki aynı halk tarafından yeri ihbar edilerek öldürüldüğü ülkeye huzur da hiç gelmemiş...
Sınırdan geçtiğimizde yerel rehberimizle buluşuyoruz ve Titicaca Gölü kıyısında bulunan Copocabana'nın çarşısında dolaşıyoruz. Daha sonra Feribot ile gölün en önemli arkeolojik alanı olan Ay Adasına (Isla del Luna) doğru yola çıkıyoruz. İnkaların kutsal çiçekleri olan ‘’Kantuta’’ ile bizi selamlıyorlar. (Bizim ‘’küpe’’ çiçeğinin incesi gibi) Ay Adası’nda Güneş Bakireleri Tapınağında pek çok İnka bakiresi, kutsal ateşte tanrılara kurban edilmiş. Buradan mistik Güneş Adası’na (Isla del Sol) geçiyor ve İnka inancına göre suyunun kutsal olduğuna inanılan çeşmeye ulaşmak üzere, artık yorgunluktan saymayı bıraktığım merdivenleri tırmanıyoruz. E, ne de olsa sonsuz gençlik ve mutluluk kaynağı sudan içeceğiz. Baktım, sıklıkla mızmızlanan hanımlardan hiç ses çıkmıyor, herkes bir gayret merdivenlere tırmanıyor:))
Yemekten sonra teknelerimizle geri dönerek otobüsle başkent ‘’LA PAZ’’a gitmek üzere yola çıkıyoruz. (Aslında başkent Sucre, yönetimsel başkent ise La Paz ) Ama Bolivya‘da olunup ta aksiyon olmazsa olmaz...! Yollar göstericiler tarafından kesilmiş, açılacak gibi de durmuyor.
Şoförümüz köy yolları açıktır diye tarlaların arasında yol almaya başlıyor ve hava da kararıyor. Bir baktık ki köy yollarına da taş koymuşlar, geçmek mümkün değil... Şoför neler oluyor, yolu açtırabilirmiyim diye göstericilerle konuşmaya gidiyor. Biz ise tarlaların arasında karanlıkta bekliyoruz. Bir saat geçiyor ama adam ortada yok, başına birşey mi geldi diye meraklanıyoruz. Yerel rehber de şoförü aramaya gidiyor:( Kaldık mı biz çılgın Türkler, gecenin karanlığında elin Bolivyasında yapayalnız... Aklıma insanların kaybolduğuna inanılan kayalık ziyareti geliyor. Galiba bizim şoförü ve rehberi uzaylılar götürdü deyince. artık korkudan mı, sinir bozukluğundan mı herkesi bir gülme krizi tutuyor.. Neyse ki gülmenin de pozitif etkisiyle bizim Bolivyalılar birkaç saat sonra ortaya çıktılar. Efendim, Bolivya yerlileri yönetimden memnun olmadıkları için belli bir saatten sonra yolları kapatıyorlarmış. İstifa, seçim ve şartların düzeltilmesini istiyorlarmış.(Seyahatimiz sırasında Devlet Başkanı olan Evo Morales, bu satırları yazdığım sıralarda muhalefetin baskısıyla istifa edip Meksika'ya sığınmak zorunda kaldı.) Bizimkiler, turistler mahzur kaldı diye göstericileri zor bela ikna etmişler. Yola çıktık ama gece yarısından sonra otele vardık.
Büyücü pazarı ‘’Mercado de los Brujos’da yok yok…! Elişleri, takılar, neler neler... Bereket için toprak ana ''Pacha Mamma'’ya adananardan tutun, ev, araba, evlenmek, çocuk sahibi olmak isteyenler için bir sürü obje satılıyor. Çeşitli boylarda kurutulmuş lama ceninlerini görünce çok şaşırdığımı hatırlıyorum.
yapacakmış. Halkın yarıdan fazlasını yerliler oluşturuyor. Rengarenk giysileriyle kendinizi sanki 17. Yüzyılda gibi hissediyorsunuz. Zaten meydanda, saat kulesindeki saat de geçmişe olan saygı nedeniyle ters çalışıyor. Yine de özellikle kadınların başındaki şapkalar çok sevimli. Adeta şapkasız çıkmam abi vaziyetindeler. Şapkaların modelinin ise ünlü Churchill modeli olduğunu görmek çok şaşırtıcı. Bu melon şapkalar, kafalarının üzerine tutturulmuş gibi ve siyah olanı çok makbul. Yerlilerin köyüne, kabilesine ya da medeni durumuna göre de değişiklikler gösterebiliyor. Bu şapkaların, 1920 yılında demiryollarında çalışan Avrupalı işçiler için gönderildiği, ama küçük gelen şapkalar elde kalınca özellikle yerli kadınlara, bunlar çok moda diye satıldığı rivayeti en yaygın olanı. Çene altından çiçekli desenlerle bağlamalı, tepsi gibi modelleri de özellikle Peru’nun tarihi kentlerinde göreceğiz. Çoğumuz heveslenip melon şapka satın alıyoruz ve Bolivya modasına biz de uyuyoruz...

Şehir gezimizi tamamladıktan sonra teleferikle şehri bir de yukarıdan izleyip keyifli bir yolculukla otobüslerimizin olduğu noktaya ulaşıyoruz. Teleferikte ilerlerken, kayalıkların arasına sıkışmış bir otomobil görüyoruz ki hız yapan bir genç buradan uçup kayalıkların arasındaki boşluğa sıkışmış. Devlet başkanı da ibret olsun diye aracı buradan kaldırtmamış.
düşünülen, tek parça andresit taşdan yapılan ‘’Güneş Kapısı’’nın ortasında yaratıcı tanrı ‘’Viracocha’’, çevresinde taçlı pumalar, akbabalar, kanatlı yaratıklar, diz çöken yada arkasını dönen insan gibi 48 figür var. Ayrıca kapı üstündeki kabartma resimlerde astronomlar, stilize makinalar, roket, Venüs ve Mars gezegen takvimleri işlenmiş. Hadi bakalım, çıkın işin içinden...:))
Bir diğer önemli yapıda ’’Akapana Piramidi’’nde yeraltı tünellerine ve kanalizasyon sistemine rastlanmış. Kerikala tapınağını da görüp Peru sınırına doğru yola çıkıyoruz. Bolivyalı yerel rehberimizle vedalaşıp Desequero bölgesinde gümrükten tekrar Peru’ya geçiyoruz ve Bolivya seyahatimizi böylece bitirmiş oluyoruz.(Bknz.PERU gezimiz)
Hayal tadında geçen bu gezimiz, anılarımdaki özel yerini her zaman koruyacak ama İspanyol sömürgeciliğinin vahşeti ve bu kadar zengin madenlere sahipken halkın yoksulluğu, hala içimde bir sızı...Ülkenin bakir topraklarının hüznünü bugün de aynı şekilde hissedebiliyorum amma, velakin, yine de yerli kadınların melon şapkalarıyla, o vakur,asil duruşlarını çok sevdim…