Kayıtlar

gezi etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

GARDA GÖLÜ & SİRMİONE

Resim
 GARDA GÖLÜ & SİRMİONE İtalyanın en büyük gölü olan Garda kıyısındaki güzel ve sevimli kasaba, Italyanların emekli olup en çok yerleşmek istedikleri yermiş. Tabiki bu düşüncelerinde gölün yüzülebilir berrak suları kadar, termal otellerinin de büyük rolü var...! Artık havasından mı, suyundan mı bilinmez ama, buranın insanları uzun yaşar, kalp krizi geçirmezlermiş. Yapılan incelemelerde hastalığı önleyen bir gen bulunmuş. Ne yapsak, bizde mi oraya yerleşsek acaba, diye düşünmedim değil...! İlk kurulduğunda balıkçı kasabası olan Sirmione, Veronanın güçlü ve yönetici ailesi olan Scaligari Ailesinin de yazlık olarak kullandığı yermiş. Yaptırdıkları savunma amaçlı kale, kasabayı çevreliyor. Kaleden açılan zincirli asma köprüyle merkeze giriş yapılabiliyormuş. Hatta Maria Callas gibi, bizim ünlü sopranomuz Leyla Gencer'inde burada yazlığı varmış. Çünkü Scaligari Ailesinin Verona'daki arenasında sahneye çıkıyormuş. Daha sonra aile, La Diva Turca adıyla anılan ünlü sanatçımıza, Mila...

ÖLÜMSÜZ AŞKIN KENTİ: VERONA

Resim
 ÖLÜMSÜZ AŞKIN  KENTİ: VERONA Veneto bölgesinde, Adige nehrinin ikiye böldüğü bu Ortaçağ kenti, Venedik ile Milano arasında yer alıyor ve pek tabiki UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alıyor. Shakespeare tarafından 15. yüzyılda kaleme alınıp ünü tüm dünyaya yayılan ölümsüz ve trajik aşkın kahramanları Romeo ve Jülyet'in doğum yeri olan şehirde 700 yıllık tarihiyle, Jülyet'in evini  göreceğimiz (Casa di Gullietta) için epeyce heyecanlıyız. Aslında, Shakespeare burada hiç yaşamamış ama Veronalı babasından duyduğu bu öyküyü kaleme almış. Evin avlusuna girerken ilk gözünüze çarpan, geçitteki yazılar olacak ama bunu ziyaret sonuna bırakın derim. Çünkü, bahçedeki Jülyet heykelinin önündeki kalabalık sırada yerinizi alsanız daha iyi olur... Benden söylemesi :)) Efendim heykel kuyruğunda sıra size gelinceye kadar ne yapacağınızı öğreniyorsunuz zaten, ama ben size buradan anlatayım ki ay ne dileyeceğim diye düşünüp durmayın...! Jülyet hanımın sağ göğsünü tutarak dileklerinizi tutu...

BERLİN’DE GÖRMEDEN-YAPMADAN DÖNME

Resim
BERLİN’DE GÖRMEDEN-YAPMADAN DÖNME On beş yıl aradan sonra tekrar Berlin’deyiz. Tegel Hava alanı bu sefer bana pek bir atıl geliyor. Yeni havaalanının yapıldığını duysam da, bizim havaalanları pek bir lüks kalıyor Tegel yanında. Acaba gerçekten kıskanıyor olabilir mi bu Almanlar bizi:) Neyse efendim otele ulaşımda taksiyi tercih ediyoruz, 30 Euro tutuyor. Şehir içinde ise genelde 10 Euro civarında ödeme yapıyorsunuz. İlk ziyaretimizde her bindiğimiz taksinin şoförünün Türk olmasına şaşırırken, bu sefer   hiç rastlamamış olmak oldukça şaşırtıcı geliyor. Ancak taksinin bir Türke ait olduğunu öğreniyoruz. Bizimkiler patron olmuş galiba…! Berlin neredeyse tüm Avrupa şehirlerinde olduğu gibi içinden nehir geçen, dümdüz bir şehir ve ulaşım ağı iyi oluşturulmuş. Geniş ferah caddeleri, her yerde karşınıza çıkan parkları, müzeleri, zengin bir mutfağı olmamakla birlikte Alman yeme içme kültürünü keşfetmek kolay ve eğlenceli. Ama bir o kadar da Nazi Almanya’sının, İkinci Dünya Savaşı...